25 Mart 2015 Çarşamba

İman’ın Çeşitleri


İman’ın Çeşitleri


 

Naçizane bir ilim taşıyıcısı olarak, bugün araştırmacı kıymetli Uğur Akkafa beyin bir sohbetinden edindiğim bilgilerin özetini paylaşacağız. Diyor ki:

 


Nisa suresi 136. ayette

 

“Ey îmân edenler! Allah’a, Resûlüne ve peygamberine indirdiği Kitâb’a (Kur’ân’a) ve daha önce indirdiği kitab(lar)a îman (da sebât) edin! Kim de Allah’ı, meleklerini, kitablarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse, o takdirde doğrusu (haktan) uzak bir dalâlet ile sapmış olur.”

 

diye buyrulmuş; Ey iman edenler iman ediniz; iman edene niçin bir daha inanın diye söylenmiş? Neden inandıklarımıza yeniden inanmamız söylensin?

 

Normal kurallara göre bu söz olumsuz. Demek ki, bizim bildiğimiz imanın dışında farklı bir konu var. İman nedir? İman; kelime karşılığı inanmak, kalp, ruha bakan kısımda tasdik makamındadır.

 

Yani aklın getirdiği veya dışardan gelen hükümleri kalp tasdik eder. Bu tasdik iki suretli birşeyi anlamamıza neden olur. İman iki çeşittir; bir tanesi taklidi ve diğeri tahkiki iman.

 

Taklidi bir şekilde inanmak; anne babamızdan, çevremizden gördüğümüz duyduğumuz şekilde, bak Allah var, tamam var, deyip hiç üzerinde durmadan, hiç akıl yürütmeden, incelemeden inanmak demektir, başkasının imanını taklit etmektir.

 

Bir de, düşünerek irdeleyerek, akıl yürütülerek söylenene inanmak var, buna da tahkik deniyor, taklidi iman ve tahkiki iman, imanın iki büyük mertebesi. Ve aralarında muazzam farklılıklar var.

 

Tahkiki iman da, kendi içinde üçe ayrılıyor, ilmel yakin, yani ilim suretiyle, aynel yakin, göz ile görüp tereddütsüz olarak, hakkal yakin, artık onun içinde girip, görüp yaşayarak inanmak.

 

Şöyle örnek versek sanırım daha akılda kalıcı olur. Farzedin ki iman, yanan bir ateştir. Çevreden duyuyoruz bir ateşin olduğunu, yani görmedik, duyduk ve inandık, işte bu takliti imandır.

 

Bir duman gördük, aklen ateşin yandığını buluruz ki, bu ilmen yakindir. Daha da yakına gidip ateşi gördük, bu aynel yakindir. Bir de daha da yaklaşarak bizzat o ateşin sıcaklığını hissetmek, bu da hakkel yakindir.

 


Normal bir inanç; taklidi ve tahkiki olarak ikiye ayrılırken irdeleyerek inanmak da kendi içinde üçe ayrılıyor, yani imanın bir çok mertebesi vardır, ve bu iman değişiyor, değişken. ve imana sahip çıkmamız gerekiyor.

 

E peki bu ne işimize yarayacak? İman etmişiz zaten, niye derecelerini artıralım? Resuli Ekrem Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz buyuruyor ki;

 

Sekerat anında, yani o ölüm anında şeytan insanın aklına vesveseler verecek, yani o anda ve her zaman bu imanın muhafaza edilmesi gerekiyor.

 

İman sabit bir şekilde durmuyor, değişebiliyor, şüphe de o imanı tereddüte düşürüyor, İmanın muhafaza edilmesi için ne yapılması lazım? İmanımızı aklımızla tasdik etmemiz lazım!

 

Bediüzzaman hazretleri bunu şöyle açıklıyor; İman, akıl midesine girdikten sonra, kalbe, ruha, vicdana ve insanda bulunan diğer latifelere sirayet ettirilmesi lazım.

 

Çünkü Peygamber Efendimizin uyarısı; sekerat anında şeytan ancak AKILA vesvese verir diyor, KALBE VİCDANA RUH'a değil. Akla gelen bir vesvese kendisine aklen bir delil bulamazsa, tereddüte düşme ihtimali çok yüksek.

 

Mesela bir örnekle durumu açıklayalım, Sizin elinizde bir elma olsa ve ben sizin yanınızda olsam, o elmayı elinizden alabilirim, imkanattır.

 

Elmayı ısırsanız, ağzınızdan da alabilirim. Yutsanız, ani bir müdahale ile midenizden de alabiliriz. Ama midenize girip parçalanıp kaybolduktan sonra; artık o elmaya ulaşma ihtimali kaybolmuştur.

 

İşte, iman akıl midesinden girip oradan kalbe vicdana ruha ve diğer latifelere dağılınca; artık şeytanın eli oralara uzanamıyor.

 

Ve tahkiki iman; bir insanın imanla kabre girmesine sebep oluyor

 

Onun için imanımızı taklitten tahkike geçirmek zorundayız ki, böyle bir tehlikeden kurtulalım ...

 


İman’ın çeşitlerinden bu yazıda bahsettik. Yazıyı uzatmamak için burada bitiriyoruz.  

 

İnşallah daha sonraki bir yazımızda yine Uğur Akkafa beyin sohbetin devamında anlattığı, bir çiçek örneği üzerinden tahkiki imana nasıl ulaşılacağını yazacağız...

 

 

Celalin Penceresinden

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder