14 Eylül 2014 Pazar

Hikmet arayışları


Hikmet arayışları


 

Bilmiyorum yazıların üzerinde düşünüyor musunuz? Yoksa sadece okuyup geçiyor musunuz?

 

Acizane bendeniz inanmadığım ve tatbik etmediğim hiçbir şeyi yazmıyorum. Geçtiğimiz yazılarda ‘Sebepler Perdedir’ ve ‘Allah hikmetsiz iş yapmaz’ isimli yazılar paylaşmıştım.

 

Evet orada da dediğim gibi, Allah başımıza gelen sıkıntı, bela, kaza, hastalık gibi hiçbir olayı hikmetsiz yaratmaz. Hikmet demek, gizli manevi sebep demektir.

 

Allah Kuran’da bizden onlarca ayette aklımızı kullanmamızı istiyor. Yani olayların hikmetini düşüneceğiz ve ona göre halimizi düzelteceğiz.

 


Acizane ben başıma gelen her olayın hikmetlerini düşünürüm. Geçen Ereğli’de akülü sandalyemin tekeri patladı. Maddi sebebi, dikenlerin üstünden farketmeden geçmemdi.  

 

Gece evde işin hikmetini düşündüm. Aklıma geldi ki, ogün ben babamı üzmüştüm. Allah beni böyle cezalandırmıştı. Gece gözyaşıyla tövbe-istiğfar ve dua ettim.  

 

Ben işin diğer bir hikmetini de şöyle düşündüm. Allah, zerre miktar hayrın ve şerrin hesabının olacağı mahşer gününe bırakmadı... Bunun cezasını dünyada verdi.

 

Peygamber Efendimiz SAV buyuruyor:

“Bir mümine yorgunluk, ağrı, kaygı, hüzün, gam, eza isabet etse, hattâ ayağına diken batsa, günahlarına kefaret olur.”   [İbni Hibban]

 

Geçenlerde facebookta şöyle bir kıssa gördüm ki, hikmet konusunu pekiştiriyor:

 

Adamın biri bir pislik böceği görür.

" Bu yaradılışı çirkin pis kokulu bir yaratıktır. Allah bunu niçin yaratmış ki ? " der.

Aradan zaman geçer, adamın yüzünde bir çıban çıkar. Nereye başvurduysa derdine bir derman bulamaz. Çıban yara haline gelir.

Bir gün sokakta dolaşırken, yüzündeki yara bir yolcunun dikkatini çeker. ayak üstü sohbetten sonra yolcu kendine yardım edebileceğini, bu tip çıbanların oluşturduğu yaraların tedavisini bildiğini söyler. Adam her ne kadar inanmadıysa da, Allah'tan umut kesilmez diyerek kabul eder.

Yolcu bir pislik böceğinin getirilmesini ister. Orada bulunanlar bu isteğe gülerler. Fakat hasta olan adam, o böcek hakkında söylediği sözleri o an hatırlar ve derki ;

- Adamın isteğini yerine getirin, ne diyorsa yapın.






Yolcu getirilen böceği yakar ve külünü yaranın üzerine serper ve yara Allah'ın hikmetiyle iyileşir.

Bunun üzerine hasta olan adam etrafına der ki ;

- Unutmayın ! Allah'u Teala'nın yarattıklarının, yaratılışında bir hikmet vardır,
bir derde deva vardır. Velev ki pislik böceği olsa dahi.


 

TV’lerdeki haberlerde her gün ölüm haberleri izliyoruz ama işin hikmetini hiç düşünmüyoruz.

 

Bu hafta başında (9 Eylül 2014) bir haber izledik, olayın maddi sebebiyle epey üzüldük. Bir çay bahçesinde oturan kadınların üzerine ağaç devrilmiş ve ölmüşlerdi.

 


Olayın mutlaka bir hikmeti olmalı. Kaç yıllık ağaç, tam onların oturduğu yere ve ana denk gelip devrilecek. Bunda çok ince bir kader hesabı var, diye düşünmüştüm.

 

Ertesi gün, o cenaze ile ilgili TV haberlerini izlerken, ağacın altından dram çıktı, haberi bana olayın hikmetini şöyle düşündürttü. Önce internetten o dram haberini okuyalım:

 

Beykoz Korusu Sosyal Tesisleri’ndeki bir çay bahçesinde ağacın devrilmesi sonucu 2 kadının hayatını kaybettiği olayın ardında dram çıktı.

 

Olayda ölen Ayfer Ayla Bulut’un (66) emekli öğretmen olduğu, kızını 2-3 hafta önce kanserden kaybettiği öğrenildi. Emekli öğretmenin eşinin de yaklaşık 6 ay önce vefat ettiği belirtildi.

 

Yakınları, Ayfer Ayla Bulut’un kızının ölümünden sonra üzüntüden içine kapandığını, uzun süre sonra ilk kez sokağa çıktığını söylediler.

 


 

Belki ölen eşine ve kızına kavuşmak için içten dua etmiştir. Kızı ve belki eşi de, kanserden öldüğü için hastalık şehididirler ve cennette makamları çok yüksektir. Normal ölse o makama ulaşamayacaktır.

 

Belki o emekli öğretmenin namaz borcu çoktur ki, Allah onu hesapsız cennetine almayı layık gördü ki, ona şehitlik nasip etti. Biliyorsunuz şehitler hesapsız cennete giderler.

 

Peygamberimiz SAV buyuruyor ki: '…Yıkıntı altında kalarak ölen şehittir…' (Buhari 689, Müslim)

 
Ayfer Ayla Bulut’un (66) emekli öğretmen - Geride birtek torun kaldı


Bunlar naçizane bendenizin bir ibadet olan hüsnü-zan ile, yani hayra yorarak yaptığım hikmet arayışlarımdır. En iyisini Allah bilir.

 

 


 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder